Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çoktan
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çok zaman önce, çok zamandan beri, öteden beri, uzun süreden beri

Örnek:

1. Dışarıda şimşekler çakıp gök gürülderken koyunlar kızarmaya başlamış, kazanlar dolusu hoşaf çoktan kıvama gelmişti.

1. Dışarıda şimşekler çakıp gök gürülderken koyunlar kızarmaya başlamış, kazanlar dolusu hoşaf çoktan kıvama gelmişti.


çöktürme

İlgili Kelimeler:

çöktürme havuzu

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöktürmek işi


çöktürme havuzu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pis suyun arıtılması amacıyla birbirini izleyen çeşitli havuzlarda kimyasal işlemlerle çöktürüldüğü havuz


çöktürmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çökmesine yol açmak, çökmesine sebep olmak


çöktürtme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöktürtmek işi


çöktürtmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çöktürme işini yaptırmak


çöktürülme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöktürülmek işi


çöktürülmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çökmesi sağlanmak


çöktürülüş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöktürülme işi


çökük
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çökmüş, çukurlaşmış, içeri çekilmiş

Örnek:

1. Gençken de yanakları çökük, kuru bir adamdı.

1. Gençken de yanakları çökük, kuru bir adamdı.


çöküklük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökük olma durumu


çöküm
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökme biçimi, inhitat


çöküntü

İlgili Kelimeler:

çöküntü gölü, çöküntü hendeği, ruhsal çöküntü, moral çöküntüsü, yer çöküntüsü

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökme

2. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz

3. Suyun dibine çöken şeyler

4. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü

5. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon

Örnek:

1. Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü.

1. Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü.


çöküntü gölü
Anlamı:

1. isim , isim , coğrafya , coğrafya , isim , isim , coğrafya , coğrafya , Yer altındaki mağaraların ve oyukların tavanlarının çökmesiyle meydana gelen çanaklarda suların birikmesiyle ortaya çıkan göl


çöküntü hendeği
Anlamı:

1. isim , isim , coğrafya , coğrafya , isim , isim , coğrafya , coğrafya , Yer kabuğunun birbirine paralel olarak uzanan kırıkları veya basamaklı kırık dizileri arasındaki çökmüş bölümü, yer çöküntüsü, graben


çöküş

İlgili Kelimeler:

gönül çöküşü

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökme işi

2. Yıkılma

Örnek:

1. Yapıların depremde çöküşü korkunçtu.

1. Yapıların depremde çöküşü korkunçtu.

3. Çömelip yere oturuş

Örnek:

1. Devenin çöküşü.

1. Devenin çöküşü.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans

Örnek:

1. Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır.

1. Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır.


çöküşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöküşmek işi


çöküşmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Bir şeyin başına çöküp toplanmak

Örnek:

1. Kuşlar tarlaya çöküştüler.

1. Kuşlar tarlaya çöküştüler.


çöküverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöküvermek işi


çöküvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın çökmek

Örnek:

1. Bir rehavet bulutu nazlı nazlı süzülüp yerdeki kadınların üzerlerine çöküveriyordu.

1. Bir rehavet bulutu nazlı nazlı süzülüp yerdeki kadınların üzerlerine çöküveriyordu.


Telaffuz : çökü'vermek

çöl

İlgili Kelimeler:

çöl iklimi, çöl tavuğu, kum çölü

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi, sahra, badiye

Örnek:

1. Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık.

1. Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hiçbir şey yetişmeyen, olmayan yer


çöl iklimi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yıllık yağış oranının çok düşük, gece ile gündüz arasındaki ısı farkının fazla olduğu iklim


çöl tavuğu
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Çöl tavuğugillerden, çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı, kanatları ve kuyrukları sivri, iyi uçan bir tür kuş


çöl tavuğugiller
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Omurgalılardan çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı kuşlar takımı (Ptero clidae)


çolak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Eli veya kolu sakat olan (kimse)

Örnek:

1. Hırsızları yakalayan genç, mavi gözlü, çolak bir polisti.

1. Hırsızları yakalayan genç, mavi gözlü, çolak bir polisti.